Montessori pedagojisinin odak noktasında çocuk; bir birey ve bütün olarak bulunur. Bu onun kendisini diğer faktörlerin etkisi olmadan mükemmel olarak geliştirebileceğini kabul etmektir. Dr.Montessori, çok küçük çocukların bile bir şeye derin konsantrasyon gösterme yeteneği olduğunu ve böylece önemli deneyimlerine bu şekilde sahip olduklarını keşfetmiştir. Montessori’ye göre; Hareket eden bir çocuk, doğayla uyum içindedir. Bu hareketlilik bir hedefe yönelirse, başta görülen düzensizlik yavaş yavaş işe dönüşür. O zaman hareketler düzensiz olmaktan çıkıp üretim niteliği kazanır. Bu disiplindir; birçok ilerlemenin, gelişmişliğin amacıdır.

Çok çeşitli davranış deneyimleri zekânın gelişmesinin temel koşuludur. Zekâ, bir çocuğun aktif edimlerle ve davranışlarla kazandığı kendi deneyimleri ile oluşmaktadır.Ancak çocuk tüm duyu sistemleri ve bütün vücudu ile çok çeşitli deneyimleri yapabilecek ve aktif davranabilecek durumda ise çevresini kavrayabilir. Eğitimin tüm amacı “bağımsızlaşmak” olmalıdır. Bir çocuğun öğrenebilmesi ve çevresi ile ilişkiye girerek becerisini geliştirme konusunda motivasyonlu olması için kendiliğinden harekete geçme motivasyonu önemli bir ön koşuldur.

Eğitimcinin en önemli görevlerinden biri; çocuğun gelişimine uygun bir çevrede ona özgür seçim yapma imkânı sağlayarak onun kendisini gerçekleştirme sürecinde rahatsız etmeden gelişimine refakat etmektir.Her bir çocuğun bireysel eğilimleri, tercihleri, ilgi alanları ve yetenekleri vardır. Bunlar bireysel olarak duyarlı evrelerde ortaya çıkmaktadır. Çocuklara doğru teklif sunmak için onları gözlemlemek ve ihtiyaçlarını tespit etmek çocuğa refakat eden yetişkinlerin önemli görevlerindendir.

Eskişehir Web Tasarım